Popüler Kültür ve Küreselleşme Adımları

Her ne olursa olsun doğanın en akıllı varlıkları insanlardır. Onları tek başlarına bırakmaya ve özgürce yaşamalarına izin vermek olanaksızdır çünkü insanın özgür iradesi onu iyi ya da kötü istediği her şeyi yapmaya itebilir. Doğanın tahribatı gibi olumsuz durumlar bu yüzden ortaya çıkabilir. Özellikle milenyum çağında insan aklı önceki dönemlere göre büyük bir oranla evrimleşmiştir ve hızla evrimleşmeye devam etmektedir. Gelişen teknolojiyle birlikte insan olgusunun da gitgide değiştiğini söyleyebiliriz. Bu değişim insan eliyle elbette doğaya da yansımakta.

Günümüze kadar insanlar gerek ihtiyaçtan gerek zorunluluktan farklı şekillerde bir araya gelerek kitleler oluşturmuşlardır. Günümüzde ise durum yine benzer şekilde fakat kitleleri birbirine bağlayan faktörler ise farklı olmaktadır. Kitleleri oluşturan bireyler artık medya, kültür, milliyet gibi ögelerle oluşturulmaktadır. Zamanla meydana gelen diller kitlelerin parolaları, medya bireyler arası bağı, kültür kitlenin mizacını belirler. Böylelikle toplumlar belirli sürülere benzetilebilir. Onlar kolaylıkla yönlendirilebilirler, yönetilebilirler. Her doğan çocuk bu sistemin içine doğar ve kurallarla ya da yasalarla büyür. Onlardan okullarında başarılı olmaları, belli bir yaşa geldiklerinde görevlerini yapmaları, bir iş bulmaları ve evlenmeleri istenir. Bunun üzerine birçok edebi eser ve şarkılar yazılmıştır. Mesela John Lennon’un Working Class Hero isimli parçası söz konusu duruma bir örnektir. Bu düzen içinde bireylere sürekli mutlu oldukları zaten doğduklarından beri aşılandığı için büyük oranda başarı sağlanır. İstisna bireylerin ortaya çıkması muhtemeldir. Ama kitle çapında, bütün bireylerin düşünceleri eşit bir konuma gelir. Bu konu hakkında Gustave le Bon şöyle diyor:

“Kitleyi oluşturan bireylerin zihinsel kapasitelerinin çok üst düzeylerde olması bizim genel prensibimizi değiştirmez. Cahil bir insan ve bir bilgin, bir kere kitle içinde yer alınca olayları objektif olarak değerlendirme bakımından aynı kabiliyet seviyesine inerler. Çok yüksek bir zekaya sahip olmanın hiçbir önemi yoktur.” [1]

Peki nasıl oluyor da bu kadar zeki insanlar da bu girdabın içine girebiliyorlar? Neden kimse silah üretmeyen ama savaşın göbeğinde olan milletleri, toprakları, çok zengin fakat kıtlığın ve fakirliğin sömürdüğü insanları ya da doğanın yüksek tahribattan artık yorulduğunu görmüyor? Sebebi, insanların hemen her şeyi çabuk unutmaları. Bunu sağlayan faktör kapital sistemin bünyesindeki bireylerin kazanmasını sağlamak ve bu kazançlarını da yine kapital sistemin üretim bandında harcamak. Sürekli yeni ürünlerle gündemi değiştirmek; insanları belli konularda fanatikleştirmek. Bu döngünün içindeki her birey popüler kültür olarak isimlendirebileceğimiz hayatı yaşamaktadırlar. Bu kültürün ticaretini yapan kapital sistemler ekonomiyi döndürmek için de üçüncü sınıf ülkelere yüksek meblağlara silah satıyor. Silahların işlemesi için de o ülkelerde siyasi yapılanma üzerinde oyunlar oynuyor, gerekirse bir siyasi lidere destek oluyor ya da din üzerinden bir peygamber yaratıyor ve çatışma ortamının sürmesini sağlıyor.

Popüler kültür ortamı içinde her birey birer robot hayatı yaşamaktadır. Onlar devletlerin ideolojik baskı aygıtlarında çalışırlar.[2] Devlet onları medya organıyla yönetir, yönlendirir. Televizyonlar ilk çıktığında bütün ülkelerde sevinçle karşılanmıştı. Sonra, Amerika’nın ideolojisi tüm dünyaya yayılmaya başladı. Amerikan dizilerinden tutun, Hollywood’un dünyayı kurtaran filmlerine kadar. Bu yayılan kültür, tüm dünyada daha sonra küreselleşme de diyebileceğimiz ortak bir kültüre dönüşmeye başladı. Peki bu insanlığa ne kazandırır? Üst düzey sınıftaki insanlar için sınırsız kas gücü ve robot insan sağlar. Alt sınıftaki insanlar için yalnızca hayaller ve ölene dek bu hayaller için çalışma. Yani üç katmanlı bir yapı elde edilir. Üst sınıf insanlık, geçiş katmanı ve alt sınıf robot insanlar.[3] Üst sınıfta bulunanlar, geçiş katmanında bulunanlar sayesinde alt sınıfın gücünü kullanmaktadırlar. Üst sınıf insanlık adına deneyler yapar. Alt sınıf popüler kültür havuzunda özgürce yüzer.

Popüler kültür kavramını üst sınıfın alt sınıfı yönetmek için kullandığı bir araç olarak düşünürsek küreselleşme kavramı ise buna paralel olarak bu düzenin tüm dünya çapında uygulanması planı olarak görülebilir. Uzun vadeli bir plan olmasıyla birlikte bireylerin değil kitlelerin bu planda rol alması oyunu daha da kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak, bir birey bu küreselleşme adımının kötüye gitmesinin farkında olabilir fakat ne yazık ki hiçbir etki de bulunamayacaktır. Çünkü bu durum diğer bir yandan insanlığın gelişimi için gerekli bir aşamadır. İnsanlık iyi ya da kötü bir şekilde ilerlemek zorundadır, olduğu yerde duramaz.


[1] Psychologie des Foules; Kitleler Psikolojisi, Gustave le Bon.

[2] Daha fazla bilgi için Louis Althusser’in “İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları” adlı kitabını okuyabilirsiniz.

[3] Bu kavramı daha iyi anlamak için Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” adlı kitabını okuyabilirsiniz.


24 Nisan 2018

Nedim Samuel