Doğa, Şehirler ve İnsan

İlk çağdan bu yana insanlar kendilerini dışarıdan gelebilecek tehlikelerden korumak istemişlerdir. Bunlar doğal afetler, hastalıklar, açlık gibi nedenler olabilir. Peki, ne yapmışlardır bunun için?

Yaban hayatının zorluklarını bırakıp yerleşik hayata geçtiğimizden beri toplumsal dayanışma ortamı gitgide güven sağlamış ve artık bir arada yaşayan bu topluluklar kendilerini doğaya karşı daha korunaklı hissetmişler. Böylelikle bugün bile gelişmeye devam eden büyük şehir bölgeleri oluşmuştur. İlk zamanlar, farklı coğrafyalarda farklı önlemler alınmış: kimisi devasa surlarla, kimisi dibi gözükmeyen hendeklerle, kimisi azgın lavlarla, kimisi de tuzaklı nehirlerle çevirmiş şehirlerinin etrafını. Korunaklı yollarla bağlamışlar şehirleri birbirlerine. Bu durum zamanla yalnızca yabani doğaya karşı alınan önlemler olmaktan çıkmış ve tarih ilerledikçe ejderhalardan, hatta başka toplumlardan da korunmak gerektiğine karar vermişler ve bu yönde yeni önlemler almışlar.

Günümüze kadar insanlık kendini kendinden soyutlayarak oluşturduğu büyük şehirlerinde özgür olduğunu düşünüyor. Bugün son derece korunaklı şehirlerde, her şeyin emrimize amade olduğu bu rahatlıkta doğan, büyüyen ve gelişen birinin doğa özlemi çekebileceği aklınıza geldi mi hiç? Doğayı gözlemlemeye başladığım zamanlarda, onun asla anlayamayacağım bir şeyler anlatmaya çalıştığını fark ettim. Sonunda şöyle bir kanıya vardım: insanlar bu şehirleri kendileri kurmadılar, aksine doğa insanları ehlileştirmek için büyük şehirleri kurdu. Sonra onların içinden insanları kendine çağırarak bir eleme yapıyor ta ki bu kurduğu büyük şehirleri toptan içindeki kötülüklerle birlikte yok edeceği güne dek. Sonra, işte o günden sonra her şey yeniden başlayacak. Nasıl yok edeceğini mi düşünüyorsunuz, bilerek insanın kendisini üstün görmesini sağladı, kendi gücünü onlara unutturdu, ancak çok akıllı insanların kavrayabileceği şekilde belli etti gücünü. Bugün, büyük yıldırımları, azgın selleri, devasa kasırgaları, savrulan dağları ve bitmeyen kum fırtınalarını göremeyen kibirli ve aciz insanların sayısı oldukça çok.


12 Aralık 2017

Nedim Samuel