Siyah üzerine beyaz mı yoksa beyaz üzerine siyah mı?

Küçüklüğümden beri merak ettiğim onca şey vardır. Bunlardan birisi, her zaman hayranlıkla seyrettiğim zebralar. Doğada üstelik vahşi doğanın tam göbeğinde yaşıyorlar. Onlar yaşadıkları ortama o kadar uyum sağlamışlar ki ne parçalayıcı dişleri var ne de yırtıcı pençeleri. Tamamen korunmasız bir şekilde kendi ortamlarında yaşıyorlar. Onları zebra yapan asıl şey ise bakınca kafaları karıştıran vücut desenleri; siyah ve beyaz desenler. Bu onların en büyük yaşamsal silahı. Fakat burada merakıma sebep olan durum derilerinin siyahın üzerine beyaz mı yoksa beyazın üzerine siyah mı olduğu?

Zebraların bu özelliği, bana olayları zamanla farklı açılardan inceleme fırsatı sundu. İnsanlarda ki ben ve öteki sorunu ve bu sorunla ortaya çıkan çatışma ortamlarından birisi ırksal ayrımlardır. Bir insan grubunu sırf teni siyah olduğu için ya da gözleri çekik olduğu için veyahut belli bir kıtada yaşam sürmediği için olumsuz bir şekilde ayırmak yalnızca gözlemleriyle hareket edenlerin bir özelliğidir. Bu gözlemleri işlemeden ve evrensel bir sonuca ulaşmadan olguları yargılamak dar bir görüş açısı yaratır. Hiçbir zebra diğer bir zebranın teninin siyah üzerine beyaz olduğunu ya da ötekisi onunkinin beyaz üzerine siyah olduğunu iddia etmez. Doğada bulunan canlılar içinde bu tartışmayı yapan yalnızca insanlar vardır. Hem kendi cinsi arasında hem aynı cinsteki hayvanlar arasında bir ayrım yapma hakkı olduğunu varsayarlar.

Öyle ki merakım ölçüsünde devam eden araştırmalarımla (hala devam eden) belli kanılara vardım. Zebranın teninin siyah üzerine beyaz mı olduğu ya da beyaz üzerine siyah mı olduğu tartışmasının kimseye bir faydası yok. Önemli olan, zebranın zebra olması ve kendi cinsinin doğadaki varlığını sürdürebilmesi için uğraştığı her bireyinin içgüdüsel çabasıdır. Zebralar için asıl önemli olan bu olsa da biz insanların -bilimle uğraşanların- zebraların teninin beyaz üstüne siyah olduğunu kanıtladıklarını söyleyebiliyoruz. Sonra zebraları ve renkleri bir kenara bırakıyor, ırksal çatışmalara neden olabilecek çalışmalara yöneliyoruz. Mesela kendi kafataslarımızı ölçmeye duruyoruz. Zebra olmanın ne demek olduğunu tam olarak kavrayamıyoruz.


27 Şubat 2018

Nedim Samuel